Ana sayfa » FAİZ (1) NEDİR NE DEĞİLDİR

FAİZ (1) NEDİR NE DEĞİLDİR

Aralık 5, 2020

                                                     FAİZ  (1)

NEDİR NE DEĞİLDİR

 

Faiz , basit anlamıyla para piyasalarında, fon talep edenlerle fon arz edenlerin karşılaşmaları sonucunda oluşan bedeldir.

Diğer bir tanımla ; klasik iktisatçılar zamanından bu yana bütün okullar tarafından kabul edilmiş temel üretim faktörlerinden olan “ kapital “ in geliridir ; aynen diğer faktörlerin, yani “ toprak “ ve “ emek “ unsurlarının gelirini teşkil eden kira ve ücret gibi.

Bir diğer yönü ile de milli gelirin unsurlarından biridir.

Kapital ya da fon bir birikimin sonunda oluşan likit kaynaklardır. Birikim bir takım ihtiyaçların görülmesinden vaz geçilerek, veya ertelenmesi sonucunda oluşur.

İster kişisel, ister kurumsal fon sunucuları aracılığı ile  ihtiyaç sahiplerine arz edilen bu birikmiş kaynaklardan elde edilen gelirin adı da faizdir. Bir bakıma kullandırılan paranın kirasıdır.

FAİZ BİR MALİYET KALEMİDİR

Ekonomide her şey karşılıklıdır. Birisinin geliri veya alacağı, bir diğerinin maliyeti veya borcudur. Örneğin Emek sahibinin, emeğinin karşılığında aldığı ücret, işverenin maliyetlerini oluşturan kalemlerden biridir.

Aynı mantık düzeni içinde faiz, kapital veya birikimin sahibinin gelirini oluştururken, diğer taraftan bu birikimi kullananların maliyetini teşkil edecektir.

Fon kullanmak isteyenlerin, kullanacakları fonun maliyetini karşılama gücünün olup olmadığını (kredibilitelerini) fonu kullandıran kurumlar  inceleyerek karar verirler (doğal olarak burada yasal süreçlerden bahsedilmektedir), bu güce sahip olmayanlardan öz kaynak noksanlarının giderilmesi talep edilir. Yani kullandırılan kredinin, kullanıcının gücünü aşmamasına dikkat edilir.

Bu bağlamda, piyasada mevcut koşullar, kar beklentileri, kredi kullanıcısının mali yapısı ve sahip olduğu teknoloji araştırılır (yapılabilirlik analizi – feasibility), yatırım ya da üretim sonucunda elde edilecek kazancın maliyeti (dolayısıyla faiz yükünü) karşılama kabiliyeti saptanır.

Ülkemizde bu alanda yapılmış güvenilir bir istatistik çalışması olmamakla birlikte, borsa tarafından yayınlanmakta olan şirket bilançolarında; finansal giderlerin, şirketlerin toplam maliyetlerinin yaklaşık % 20 – 30’u civarında olduğu gözlenmektedir. Bu yönüyle faizin oldukça önemli bir maliyet unsuru olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Buradan faizin enflasyonun tek sebebi olup olmadığı çıkar mı ? Hiç şüphesiz siyasal bir söylemin, ekonomi öğretisinde bir karşılığı yoktur!.. Ama bu sitenin bir başka bölümünde “ Ekonominin Altın Kuralları “ başlığı altında gösterilen makro ekonomik ölçütlerin işlevlerini yitirdiği bir ortamda, bu söylemin sağlanması olanaksızdır.

Esasen enflasyonun başka bir yönüyle bir “ büyüme modeli “ olduğunu, özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu modelin sıklıkla kullanıldığını, ülkemizde de 50’li yıllardan sonra benzer deneyimleri yaşadığımızı belirtmek gerekir.

Öte yandan ekonomide faiz bir düzenleme aracıdır. Yerine göre arttırılır, indirilir. Ancak yüksek faizi kriz dönemleri dışında teşvik eden bir sistem yoktur. Aksine Keynes’ten beri ortaya koyulan “Kapitalin marjinal prodüktivitesi “  kavramı, yatırım kararlarında faizin nasıl etkili olduğuna açıklık getirmiştir.

Bu gün geldiğimiz noktada negatif reel faizlerden bahsedilmektedir.  Dünya ekonomisi “ Laissez-faire “ dönemini kapatalı yüz seneden fazla zaman geçti.

Sovyetler birliği döneminde demir perde gerisi ülkelerinin dünya ekonomisine entegrasyonunda faizin ciddi sıkıntılar yaşattığı bir gerçektir. Nitekim bu ülkelerde çöküşün önemli sebeplerinden birinin finansal açmaz olduğu biliniyor.

Diğer taraftan, bu günün insanının hayat standardını yükselten en önemli ekonomik araç bilinçli kredi kullanımıdır. Büyük kütleler, ev sahibi, araba sahibi olup, iş güç açtılarsa, bunda kullanılan kredilerin çok büyük payı vardır. Tasarruf yetersizliği, gelirlerin sınırlılığı, bir taraftan bu şekilde giderilmekte, diğer taraftan ekonomi hareketlenmektedir.

Ülkemizde ideolojik amaçlarla faiz kavramının arkasından dolaşarak, elde bir üretim aracı ve teknoloji olmadan “ tabela holdingleri “ tarafından ortaklık payı veya kar payı dağıtımı adı altında toplanan kaynakların nasıl heba olduğu görülerek yaşandı.  Bu iki örneği bir arada değerlemek faydalı olacaktır. (Devam edecek)

İlgili Malumatlar…

SİYASET  VE  EKONOMİ

SİYASET VE EKONOMİ

“ Medeni toplumları çökertmek için, parasını değersiz kılmak yeterlidir. “ Lenin SİYASET  VE EKONOMİ  Sitemizi takip...

LİKİDİTE TUZAĞI

LİKİDİTE TUZAĞI

Parasal işlemlerde spekülasyon saiki önemlidir. Nakit paranın olduğu her yerde spekülatif davranışların olması...

GRESHAM KANUNU

GRESHAM KANUNU

“ KÖTÜ PARA İYİ PARAYI PİYASA DIŞINA KOVAR “ Sir Thomas Gresham (1519-1579) tarafından 1500’lü yılların ortasında ,...

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir