TARİHTEN BİR YAPRAK
Sene 1877 Mayıs ayının ortaları , Osmanlı-Rus savaşı başlamış. Rus orduları Tuna’nın güneyine ilk adımlarını atmış , Çar ordusunun muzafferiyetinden emin Bulgar milletine beyanname yayınlayarak : “Bulgar milletinin hukuk-u mukaddesesini” temin görevini ordusuna tevdi ettiğini , gelecekten korkmamaları gerektiğini bildiriyor ve Ziştovi kilisesinde ayin icra edilerek zafer kutsanıyor.
Diğer taraftan Kafkasya cephesinde de işler hiç iyi gitmiyor , Ardahan’ın düştüğü haberleri geliyor.
İstanbul’da hükumet bir beyanname yayınlayarak halkı yardıma çağırıyor. Kimi birkaç beygirini , kimi parasını , kimi erzak temin ederek yardımda bulunmak istiyor. Bir de maddi destek sağlayamayan , ama bedenen çalışmak isteyen gönüllüler var. Onlar da kuyruklar oluşturuyor…
Yeni kurulan ve açılışının üzerinden sayılı günler geçmiş olan “ Meclis-i Mebusan “ da şiddetli tartışmalar oluyor. İzmir mebusu Yenişehirlizade Ahmet Efendi kürsüde hükumet sıralarına dönerek :
- Size son paramızı da verdik. Evlatlarımız hudut boyunda sizin için fedayı can ediyorlar. Sizinkiler ne yapıyorlar , siz kendiniz ne iş görüyorsunuz? İsrafat-ı cinayetkaraneniz (cinayet işlercesine yaptığınız israflar) yüzünden hiçbir şeyleri kalmamış olan vilayetlerimiz ahalisi yiyecek ekmek bile bulmaktan aciz kaldıkları günden beri , siz debdebe ve daranızın (varlığınızın) hangilerinden vaz geçtiniz ? Vatanın çektiği eziyetlerden kamilen bigane olarak yaldızlı arabalarınızda arz-ı endam-ı atalet ediyorsunuz (boy gösteriyorsunuz). Bizi kurtarmak için ne malınızı ne canınızı veriyorsunuz. Yok bize , zevk ve keyif hep size !
Nukud ve mücevherlerinizi akçaya tahvil ediniz. Bize gelince sizin el sürmemeniz ve elimizde avucumuzda kalan paranın suret-i sarfına kendimiz nezaret etmekliğimiz şartıyla nemiz varsa , hepsini vermeye hazırız !…
Yenişehirlizadenin bu çıkışını takiben , vükela heyeti (bakanlar kurulu) maaşlarının dörtte birini orduya bağışlama kararı alır.
Mecliste devam eden bütçe tartışmaları sırasında bakanlar kurulunun bu bağışları da konu edildi. Bu arada Trablus-Şam mebusu Nikolaki Nevfel Bey söz alarak :
- Biz fakiriz , bitabız. Fakat elimizde , avucumuzda kalan son akçeyi , soframızdaki son ekmek kırıntısını da vatanımızın sayesinde kazanmış olduğumuzu unutmuyoruz. Vatan uğrunda onu da feda etmeye hazırız. Ben kırk seneden beri devlet memuriyetinde bulunuyorum. İki bin lira kıymetinde bir haneye sahip oldum. Bu evi de vatanın selameti uğuruna terke müheyyayım (hazırım).
Bu konuşma üzerine Yenişehirlizade Ahmet Efendi tekrar kürsüye gelerek :
- Vükela (bakanlar) maaşlarının dörtte birini terk ettiler. Birer ikişer bargir (at) verdiler. Fakat bunlar kafi mi ? Maaşlarının yalnız dörtte birini mi terk etmeliydiler ? Hayır ! Hepsi değilse bile yarısını olsun vermeli değil mi idiler ? Fakat bu mecliste temenniyat (dilekte bulunmak) dermeyan etmekten ne çıkar ? İşte dört ay oluyor ki burada toplandık. Hükumet dermeyan ettiğimiz temennadan (dileklerden) hiçbirini nazar-i itibare aldı mı ?
Meclis bütçe tartışmaları sırasında o derece tıkandı ki , Başkan Ahmet Vefik Paşa disiplini sağlayamadı.
Sonunda beklenen oldu , meclis kapatıldı !…


0 Yorum