…Kara Ekim bir kere başladı…
BULGARİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI, BOSNA VE HERSEK’İN AVUSTURYA TARAFINDAN İLHAKI
23.Temmuz.1908 tarihinde “ Hürriyetin ilanıyla “ başta Rumeli kıtası olmak üzere bütün Osmanlı ülkesinde ciddi bir bayram sevinci yaşanmağa başlanmıştır. Özellikle Rumeli’de, dağlarda dolaşan bütün çeteler silah bırakarak yerleşim merkezlerine dönmüşler; tarafların hemen tamamı bir arada, yeniden yürürlüğe koyulan anayasayı kutlamaktadırlar.
Osmanlı milletini teşkil eden bütün unsurlar, başlarında din adamları, aralarındaki görüş ayrılıkları ve düşmanlıklar aşılmışçasına büyük bir hareketlilik içindedirler.
Özgürlüklerle bu ilk tanışmanın heyecanı yavaş yavaş sükunet buldukça, esasen çok büyük bir değişikliğin de yaşanmadığı anlaşılmaktadır.
Yeniliklerin hazırlayıcısı İttihat ve Terakki Cemiyeti, bu dönemde ülke yönetimi için hazır değildir. Örgütün üst düzey kadrosu Rumeli’dedir ve bunlar, İstanbul’a gitmekte acele etmemektedirler.
Anayasanın yeniden yürürlüğe koyulması kararına imza atan Sait Paşa hükumeti, eski yönetim tarafından tayin edilmiş kimselerden oluşmaktadır. 22 Temmuz’da azledilen sadrazam Ferit Paşa’nın yerine getirilen Sait Paşa, bu vekillerden bir kısmının yerlerini korumalarına izin verirken, bir kısmını da değiştirerek bakanlar kurulunu ilan ettirmiştir [i].
Nitekim, bu kabinenin ilanını takip eden ilk hafta içinde; önce, İç İşleri Bakanı (Dahiliye Nazırı) Memduh Paşa (30 Temmuz), Ticaret ve Nafia Nazırı Zihni Paşa (30 Temmuz) ve Evkaf Nazırı Turhan Paşa (30 Temmuz) istifa etmişler, Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa da görevinden azledilmiştir (1 Ağustos).
Bu kabinenin yerine, yine 1 Ağustos’ta kurulan yeni Sait Paşa kabinesi de, 5 Ağustos tarihine kadar görevde kalabilmiştir.
5 Ağustos tarihinde de, eski kabine üyelerinden; Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa’nın da içlerinde olduğu bir dizi saray kurenası, 6 Ağustos’ta Eski Serasker Rıza Paşa, tutuklanmışlar, Esvapçıbaşı İsmet Bey’in oğlu Hasan Fehmi Paşa’da kaçarken Bursa’da halk tarafından öldürülmüştür.
Tutuklulardan Serasker Rıza Paşa 13 Ağustos tarihinde, sahibi olduğu toplam 200.000 Lira tutarındaki para ve emlakini; Hasan Rami Paşa da; 22 Ağustos tarihinde, devlet hazinesine 100.000 Lira para verdikten sonra salıverilmişlerdir.
Bu kargaşa ortamına, 6 Ağustos tarihinde Kamil Paşa kabinesinin kurulması ile en azından 1909 yılının Nisan ayına kadar görece sakinlik sağlanmıştır.
Eylül ayının hemen başında; 13 Eylül’de İstanbul’daki sefirlere özel olarak, Hariciye Nezareti tarafından tertiplenen bir davete, Bulgar kapı Kethüdası Geşof Efendi çağırılmamıştır [ii]. Buna son derece sinirlenen ve durumu protesto eden Geşof Efendi, İstanbul’u terk ederek, Bulgaristan’a gider.
5 Ekim Pazartesi günü, Bulgar Prensi Ferdinand bir bildiri yayınlayıp; Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan ederek, kendisinin “ Bulgar Çarı “ ünvanını aldığını ve bu talebinin padişah tarafından da uygun görüleceğini umduğunu kamu oyuna duyurdu.
Prens Ferdinand’ın bu bağımsızlık bildirisini, özellikle Geşof Efendi’nin İstanbul’u terk etmesine sebebiyet veren olaya bağlayan basın kaynakları da az değildi. Gerçek sebep bu olmasa da, bahane uydurulmuştu.
Buna karşılık Sadrazam Kamil Paşa; Bulgar meselesinin, Berlin Antlaşmasının konusu olduğunu, bu şekilde bir davranışın mevcut hukuki duruma göre, antlaşmalara aykırı düştüğünü; bu bakımdan, Osmanlı Devleti’nin mevcut ve geçerli antlaşmaların kendisine tanımış olduğu haklarını saklı tuttuğunu açıkladı.
Tam Bulgaristan sıkıntısının ortaya çıktığı günün ertesi günü, yani 6 Ekim’de, bu defa Avusturya, Bosna ve Hersek’i ilhak ettiğini bir nota ile Bab-ı Ali’ye tebliğ etti.
Kara Ekim bir kere başlamıştı. Bunları 12 Ekim tarihinde, Girit halkının, adayı Yunanistan’a bağladıkları haberi takip etti.
Reval işlemeye başlamıştı.
Her üç sorun da, yıllardan beri çözülememiş ve yapay çarelerle sürdürülmeye çalışılmıştı. Çözmek için güçlü olmak lazımdı. Bu da ne yazık ki, Osmanlı’da yoktu. Bu durumda, güçlü olanların buldukları çözümleri kabul etmek zorunda kalınılacaktı. İşte o günler geliyordu.
(Devam edecek)
[i] Bu kabinede, yolsuzlukları senelerden beri yaygınlaşmış, Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa’da bulunmaktadır. Bu siteyi takip eden okuyucuların, Hasan Rami Paşa’yı hatırlamaları gerekir. 13.Nisan.2023 tarihli “ Girit Adasının Elden Çıkması I “ başlıklı yazının (i) dip notunda kendisi hakkında kısa bilgi verilmişti.
[ii] Bulgaristan o dönemde “ emirlik “ statüsündedir ve Osmanlı devletine tabi olduğundan, İstanbul’da sefir yerine “ kapı kethüdası “ olarak adlandırılan görevliler bulundurulmaktadır.


0 Yorum