Gazeteci, Tarihçi, Eğitimci ve Politikacı….
MİZANCI MURAT
“ Mizan “ gazetesinin sahibi, tarihçi, eğitimci ve siyaset adamı, 19. Yüzyılın son çeyreğinde “ Genç Türkler “ tarihinde önemli bir siyasi figürdür.
1853 yılında Dağıstan’da dünyaya gelmiş, Sivastopol’daki lise eğitiminden sonra 1874 yılında İstanbul’a gelmiş ve yine Dağıstanlı bir aile kökeni olan Şirvanizade Rüştü Paşa’nın [i] desteği ile Hariciye Vekaleti Matbuat Kaleminde mütercim olarak çalışmağa başlar.
Şirvanizade’nin sadrazamlıktan azledilerek İstanbul’dan sürülmesinin ardından, onunla birlikte önce Halep ve bilahare Hicaz’a gitmiş, onun Hicaz’da tifodan vefatını takiben de İstanbul’a dönmüştür.
1877’de Mülkiye mektebinde hukuk, daha sonra 1880’de (Darülmuallimin) Öğretmen Okullarında tarih öğretmenliği ve müdürlük yaptı.
1886 yılında siyaset, ekonomi ve eğitim konularının işlendiği “ Mizan “ gazetesini yayınlamağa başladı. Abdülhamid’in bu gazeteyi 1890 yılında sürekli olarak kapatmasını takiben, Murat Bey’in kendi ifadesiyle “ sus payı olmak üzere “ Duyun-u Umumiye İdaresinde komiserlik görevine tayin edildi ve burada 1895 yılının ortasına kadar çalıştı.
1895 yılında kafasında geliştirdiği ıslahat projelerini bir layiha olarak hazırlayarak, Sultan Abdülhamid’e takdim edilmek üzere mabeyn kalemine verdi; huzura kabul edildi, fakat sonradan kendisine beklediği ilgi gösterilmedi [ii].
Bunun üzerine telaşa kapılan Murat Bey 19.Kasım.1895 tarihinde İstanbul’dan vapurla Sivastopol’a geçerek, orada İsmail Gaspıralı ile buluştu. Sivastopol’da bir müddet kalmayı düşündüğü sırada, batı avrupada bulunan “ Genç Türkler “ ile temasa geçti ve avrupaya geçmeğe karar verdi.
Batı avrupada önce, Paris, ardından Londra’ya giderek, İngiltere başbakanı Lord Salisbury ile Ermeni sorun üzerinde görüştükten sonra tekrar Paris’e geldi, burada, ileride “ Terakki ve İttihad Cemiyeti “ adını alacak oluşumun başkanlığını yapmakta olan Ahmet Rıza Bey ile görüştü fakat ilgi görmediğinden Mısır’a geçmeyi kararlaştırdı.
Mısır’da “ Mizan “ ı yeniden yayınlamağa başladı. Yazdığı bir yazıda Abdülhamid’i ağır sözlerle tenkit ettiğinden dolayı idam cezasına çarptırıldı. Bu durum üzerine 1896 yılının Temmuz ayında tekrar Paris’e döndü.
Paris’te 1896 yılının Kasım ayında “ Genç Türkler Oluşumunun “ karşıtlarının desteğiyle başkanlığa seçildi ve Cemiyetin merkezini Cenevre’ye taşıdı. Bu arada “ Mizan “ gazetesinin yayınına da Cenevre’de devam etti. Ahmet Rıza Bey’ de cemiyetin Fransa faaliyetlerini yürütüyordu.
Abdülhamit 1897 yılında siyasi faaliyetlerine son vermek koşuluyla avrupada bulunan Genç Türklerin yurda dönmesine izin vereceğini açıkladı. Bu amaçla avrupaya gönderilen, Abdülhamid’in ser hafiyesi Ahmet Celalettin Paşa ile anlaşarak, hem cemiyetten istifa etti, hem de Mizan Gazetesinin yayını durdurarak İstanbul’a döndü. Bu kararları, Genç Türkler arasında büyük tepki gördü.
İstanbul’a dönen Murat Bey, burada havanın değişmediğini ve eski istibdadın devam ettiğini görünce büyük üzüntü duyarak, bir müddet siyasi faaliyetlerden ve gazetecilikten vaz geçti.
1899 yılında Şurayı Devlet Maliye Dairesi azalığına atandı ve 1908’e kadar bu görevinde kaldı. Bu arada yakın takip altında tutuldu.
1908 Meşrutiyetinden sonra bu görevinden ayrılarak, tekrar Mizan Gazetesini çıkarmağa başladı. Gazetenin islami çizgiye kayması ve İktidarı ele geçirmiş olan İttihat ve Terakki Partisine muhalefet etmesi, bu çevreleri rahatsız etti ve gazetesi kapatıldı. Yapılan yargılama sonucunda, Rodos adasında ömür boyu sürgüne gönderildi. Daha sonra Midilli adasına nakledildi ve bu iki adada dört yılını geçirdi.
1912 yılında ilan edilen genel af ile İstanbul’a döndü ve tekrar yayın hayatına başladı. 15.Nisan.1917 tarihinde de İstanbul’da yaşama veda etti.
[i] Şirvanizade Mehmet Rüştü Paşa, Sultan Aziz döneminde 1873 yılında bir süre sadrazamlık yapmış, daha sonra azledilerek, önce Halep Valiliği, sonra da Hicaz Valiliğine sürülmüş ve orada yakalandığı tifo hastalığından vefat etmiştir.
[ii] Bu konuda Murat Bey “ Mücahede-i Milliye “ ve “ Yıldız Saray-ı Hümayunu ve Bab-ı Ali yahut Şarkın Derd-i Aslisi “ başlıklı kitaplarında ayrıntılı bilgi vermektedir.
Biz burada “ Yıldız Saray-ı Hümayunu ve Bab-ı Ali yahut Şarkın Derd-i Aslisi “ başlıklı kitabı iki bölüm halinde bu günkü dilde sadeleştirilmiş olarak yayınlıyoruz.


0 Yorum