Ana sayfa » SULTAN İKİNCİ ABDÜLHAMİD’İN HATIRATI MESELESİ

SULTAN İKİNCİ ABDÜLHAMİD’İN HATIRATI MESELESİ

Kasım 9, 2020

31 Mart olayının ardından Sultan Abdülhamit hal’ edilerek Selanik’in Alatini köşkünde ikamete mecbur edildi. Selanik’e başta ailesi efradı . özel hizmetkarları, kahvecibaşısı , kilercisi , aşçısı , katibi v.s olmak üzere toplam 24 kişilik bir kafile ile gidildi.

Çok gergin ve yoğun bir gündemden sonra birden bire sakin ve dingin bir hayata giren Abdülhamid , ilk günlerin stresini attıktan sonra , kendisini Fransızca bilgisini geliştirmeye ve okumaya verdi.[1] Bu arada katibi Ali Muhsin Bey’e bir takım notlar yazdırıyordu. Ancak bu fark edildi ve kumandan Rasim Bey tarafından yazılan hatıralara el koyularak Ali Muhsin Bey oda hapsine alındı , ardından da İstanbul’a geri gönderildi..

Selanik’te Sultan Hamid ve etrafındakiler , ev içinde serbest olarak istedikleri gibi hareket edebiliyorlardı. Ancak şehre inmek kesin olarak yasaktı. Gazete alınmıyor ve okunması istenmiyordu. Yaradılış itibariyle günlük olaylara son derece meraklı olan Abdülhamid bu merakını kendisi ile konuşabilen görevlilerin verdikleri malumatla giderebiliyordu. Bunların içinde en yakın teması olan özel doktoru Atıf Hüseyin Bey’di. Doktor hem sultanın , hem de aile fertlerinin sağlığından sorumluydu ve sık , sık  köşke geliyordu. Bu ziyaretler ve görüşmeler zaman içinde bir yakınlık doğmasına , günlük olayların karşılıklı değerlemelerine ve Abdülhamid’in zamanla daha çok ayrıntıyı içeren konuşmalar yapmasına yol açtı.

İşte Atıf Hüseyin Bey sultanla yapmış olduğu görüşmeleri günü gününe yazarak, ortaya çok önemli bir kaynağın çıkmasına yardım etmiştir. O derece ki , elde mevcut diğer hatıraların doğruluğunu sınamak konusunda ortaya bir ölçü de çıkmıştır.

Balkan harbinin başlamasıyla Selanik’in durumu kritikleşmiş ve Abdülhamid İstanbul’a getirilerek Beylerbeyi Sarayında muhafaza altına alınmıştır. Sultanın burada da katiplerden Besim Bey’e bir takım hatıralar yazdırdığı bilinmektedir.

1919 yılında “ Utarit ” isimli dergide Vedat Örfi tarafından “ Hatırat-ı Abdülhamid-i Sani “ başlığı altında ; bir takım hatıralar , derginin 1 ve 17. sayılarında tefrika halinde yayınlanmıştır. Bu hatıralar 1924 yılında , aynı başlık altında kitap haline getirilmiştir. Vedat Örfi bu kitabın önsözünde :

Hatıratı veren menba’ pek ali bir şahsiyettir. Eseri neşredenler bunun içindir ki her türlü şüpheli nazarları bertaraf edeceklerinden emindirler. “[2]

şeklinde bir ifade kullanmış ; ne isim , ne de unvan vermemiştir.

Ancak Vedat Örfi eski sadrazamlardan Hüseyin Rıfat Paşa’nın kızından torunudur ve devletin yüksek makamlarında bulunmuş kişilere ulaşması mümkündür.

1931 yılında Ziya Şakir “ Sultan Hamid’in Son Günleri[3] ni Son Posta gazetesinde tefrika etmeye başladı. Yaklaşık bir sene boyunca devam eden bu  neşriyat daha sonra kitap haline getirildi (1943). Bu anılarda da , Atıf Hüseyin Bey’in günlükleri gibi Sultanın yakın korumasında bulunan kimselerden topladığı bilgi ve belgelerle  sürgün günleri anlatıldı.

Bir diğer hatırat ise İsmet Bozdağ tarafından neşredilen “Abdülhamid’in Hatıra Defteri” dir. Hatırat 1970’li yılların başlarında büyük bir reklam fırtınası ile önce Tercüman Gazetesinde tefrika edilmiş , bilahare kitap olarak basılmıştır. Kitabın  başlangıç kısmındaki Almanya macerası ile hatırat bir efsane şekline sokulmak istenmiş ve çok ses getirmişti.

Oysa bu hatıralar daha önceleri de -60 lı yıllarda- Selek yayınevi ve Osman Yüksel Serdengeçti tarafından da aynen yayınlanmıştı. Bu konuda Sayın Prof. Dr. Ali Birinci’nin Divan Dergisi 2005/2 ve 19 sayılı nüshasında ayrıntılı bilgi mevcuttur.  [4]

İsmet Bozdağ , Selek Yayınevi ve Osman Yüksel Serdengeçti tarafından yayınlanan hatıraların birinci bölümleri , yani -3 nisan 1917- tarihine kadar olan bölümleri , Vedat Örfi tarafından yayınlanmış olan hatıratla aynıdır . Yalnız anılan tarihten sonrası Vedat Örfi tarafından yayınlanan ilk kitapta yoktur. Nitekim Vedat Örfi kitap metninin son sayfasında :

Hatırat-ı Abdülhamid-i Sani “ nin birinci kitabının hitamında ve ikinci kısmının intişarına intizaren …[5]

ifadesini kullanmıştır. Bu ifade Vedat Örfi’nin elinde ikinci kitabı hazırlayacak evrakın mevcut olduğunu göstermektedir. Fakat bu kitap çıkmamıştır.

İsmet Bozdağ’ın yayınladığı anılar , İsmet Bozdağ tarafından tamamen yeniden yazılmıştır. Esasen Bozdağ engin tecrübesiyle mükemmel bir iş çıkarmış , anlamları bozmadan hatıraları yeniden yazmış , fakat ifadelerin üslup özellikleri de bu arada kaybolmuştur.

Asıl metinle Bozdağ’ın yeniden kaleme aldığı bazı bölümler karşılaştırıldığında ; asıl metindeki anıların , yazı dilinden çok , bir söyleyen tarafından yazdırılmış olduğu izlenimini vermektedir.

Bu konuda daha fazla ayrıntı ve bazı karşılaştırmalar ileride bu köşede yayınlanacaktır.

İsmet Bozdağ’ın bu hatıraları yayınladığı sıralarda , eş zamanlı denilebilecek bir şekilde ; önce Hareket , sonra Dergah yayınlarından , Fransızca’dan H. Salih Can tarafından çevrilen , Ali Vehbi Bey tarafından yayına hazırlanan “ Abdülhamid’in Siyasi Hatıratı “ adlı kitap çıktı. Bu kitabın Fransa’daki yayın tarihi 1913’tür.

Adı geçen kitabın önsözünde bazı ciddi ifadeler mevcuttur. Özellikle Vedat Örfi tarafından yayınlanmış olan hatıratın , merhum Prof. Dr. Osman Turan’ın eşinde mevcut olan dosyadaki evraka aynen uyduğu kaydedilmektedir. [6]

Satırları yazan şahıs Adı geçen kitabın 60. sayfasında :

“ Muhterem Prof. Osman Turan’dan aldığımız bu defterden ilk defa M. Zeki Pakalın “ Son Sadrazamlar ve Başvekiller “ adlı eserinde bahsetmiş ve iktibasen 5 Mart 1333 (1917) tarihli notu aynen vermiştir.”

şeklinde açıklamada bulunmuştur.

Bilindiği gibi Osman Turan Hocanın eşi Satıa Sultan , Abdülhamid’in oğlu şehzade Mehmet Selim Efendi’nin kızı Nemika Sultanın kızıdır.

Buradan Abdülhamid’in diğer kızı Ayşe Osmanoğlu’nun “ Babam Sultan Abdülhamid “  başlıklı kitabına geçiş yapılırsa ; bu kitabın 238. Sayfasında , Abdülhamid’in Beylerbeyi Sarayında vefatından sonra , küçük mabeynde bulunan bir çantanın içinden , Abdülhamid’in hatıralarını kaydettiği bir defter[7] ve içi mücevher dolu bir kutu çıktığı ve bunların Enver Paşa tarafından alındığı kayıtlıdır. Aynı hatıraların 239. Sayfasında da bu çantanın sonradan şehzade Mehmet Selim Efendiye teslim edildiği belirtilmektedir. Şehzade Mehmet Selim Efendiye teslim edilen eşyanın , kızı Nemika Sultan’a ulaşması doğaldır. Nemika Sultan  vefatına kadar çoklukla Satıa Sultan hanımla beraber yaşadı. Bu şekilde kendisine ulaşan belgelerden , daha önce örneğin Enver Paşa’nın elindeyken bir şekilde bazı suretler çıkarılmış olması da ihtimal dahilindedir.

Ali Vehbi Beyin “ Abdülhamid’in Siyasi Hatıratı “ na gelince ; bu kitapta ciddi bir takım hatalar vardır. Önsözünde bu kitabın Abdülhamid henüz hayattayken Fransa’da yayınlandığı ve Türkçeye aktarıldığı yazılıdır. Bu kitabın Genç Türklerin Fransa’da yürüttükleri faaliyetlere  karşılık olarak Sultan Abdülhamid’in propaganda veya savunma amacıyla yazdırdığı bir kitap olması ihtimali yüksektir. Nitekim Abdülhamid’in Ahmet Mithat Efendiye “ Üss-ü İnkılab “ ı yazdırdığı bilinen bir gerçektir. Bu kitap da üssü inkılabın Fransa versiyonu olabilir.

Abdülhamid’in Siyasi Hatıratı , ana metin olarak yaklaşık 140 sayfadır. 1913 yılında Fransa’da yayınlanan bu kitabın en erken 1904 veya 1905 yıllarından sonra çalışmalarının yapılması gerekir. Kitapta bazı tarih ve değerleme hataları vardır , bunların Abdülhamid tarafından yapılması mümkün değildir !

Zaten yayınlanması de gecikmiş , hal’ keyfiyetinden sonraya kalmıştır.

Ali Vehbi Beyin yayına hazırladığı “ Abdülhamid’in Siyasi Hatıratı “ ile Dr. Atıf Hüseyin’in yazdığı “ Sultan Abdülhamid’in sürgün günleri “ nin dışındaki kitaplar aslında aynı kökenden gelmektedir. Bu kitaplar toplu olarak incelendiğinde , bir takım önemli ilaveler ve değiştirmeler yapıldığı fark edilmektedir.

Bu hususta daha derin bir çalışma ileride bu sayfalarda yayınlanacaktır.

Bütün bu hatıraların dışında bir de İbnülemin Mahmut Kemal İnal’ın yazdıkları vardır. Üstad Tarih Encümeni Mecmuasında üç tefrika halinde “Abdülhamid’in Notları” başlığı altında bir kısım notlar yayınlamıştır.[8] Abdülhamid’in bu notlarda , özellikle Sultan Abdülaziz’in  (intihar-katil) meselesi ile ilgili olarak – daha çok kendisini savunma ihtiyacıyla olsa gerek –  verdiği bazı ayrıntılar vardır. Bildiğimiz kadar bu notlar şimdiye kadar yeni harflerle basılmamıştır.

Biz ilk defa olarak bu notları , burada yeni harflerle yayınlıyoruz.

Üç kısım olarak aslına uygun bir şekilde yayınlanacak “ Abdülhamid-İ Sani’nin Notları “ takipçilerin bilgisine sunulmakta ve sunulmaya devam edilecektir.

                                    

 

                                               1926 SENESİNDE

                TARİH  ENCÜMENİ  MECMUASI’NDA  YAYINLANAN  

                        ABDÜLHAMİD-İ SANİ’NİN NOTLARI “ NIN

                                                  İLK  SAYFASI

 

[1] Hatırat-ı sultan Abdülhamid-i Sani , s.9

[2] Hatırat-ı Abdülhamid-i Sani , Cihan Kitaphanesi , İstanbul 1328-1340 s.8

[3] Sultan Hamid’in Son Günleri , Ziya Şakir , Akıl Fikir yayınları İstanbul 2011

[4] Sayın Birinci Hatıratın çeşitli basımları ile ilgili ayrıntıları vermektedir.

[5] Vedt Örfi a.g.e. , s.52

[6] Sultan Abdülhamid , Siyasi Hatıratım Dergah Yayınları İstanbul 1987 , s. 60 , 61.

[7] Bu defter Besim Bey tarafından yazılan hatıraların kaydedildiği defterdir.

[8] Tarih Encümeni Mecmuası İstanbul 1926 sayı.90 sayfa 60-68 ; sayı 91 sayfa 89-95 ; sayı 92 sayfa 152-159

 

 

 

 

 

İlgili Malumatlar…

ÖKSÜRÜK İLACI

ÖKSÜRÜK İLACI

Hastalık doğru ilaçla tedavi edilir. ÖKSÜRÜK  İLACI  Rahmetli Yusuf Bozkurt Özal tarafından çok sık anlatılan basit...

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir