Maziyi unutan toplumların, başları beladan kurtulmaz.
REVAL MÜLAKATI
Yirminci yüzyılın başında avrupa, içten içe közleşmiş uyuyan bir felaket ateşi gibidir. Büyük devletler, gelişen teknolojinin kendilerine kazandırdığı mutlak üstünlüğün verdiği güç ve güven ile yeniden nüfuz alanlarını genişletmek gayreti içindedirler. Hepsinin gözü parçalanması kaçınılmaz olarak kabul edilmiş olan Osmanlı topraklarının üzerindedir.
Rusya, Osmanlı üzerinde on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında tartışmasız en büyük nüfuz sahibi devlettir. Bu üstünlüğünü her alanda çok da iyi kullanmıştır. Geleneksel politikası “ sıcak denizlere ulaşmak “ tır, ancak bu da İstanbul ve boğazların kontrolüne bağlıdır. Diğer taraftan Rusya’nın orta avrupada ve balkanlarda uyguladığı Pan-islavist siyaset vardır ve bu siyasetle Osmanlı’yı sürekli rahatsız etmektedir. İngiltere dahil olmak üzere bütün büyük devletler Rusya’nın bu siyasetini takipten vaz geçmeyeceğini çok iyi bilmektedirler.
Öte yandan İngiltere, Hindistan yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla orta doğuya ve Mısır’a hakim olmak zorundadır. Kıbrıs ve Girid’i kontrol etmesi ona yeterli gelmemektedir, en önemlisi Rusya’nın Akdeniz hayalleri onu rahatsız etmektedir.
İlave olarak orta doğudaki enerji kaynakları İngiltere’nin dile getirmek istemediği ikincil gayesidir. Osmanlı topraklarına özellikle on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında gönderdiği diplomatik görevlilerinin büyük bir kısmı “ jeolog “ veya “ Arkeolog “ tur. Bu şahıslar Osmanlı topraklarının topoğrafyasını çıkarmışlar, bütün doğal ve tarihi kaynaklarının analizini yapmışlardır. Yani bu coğrafyada İngiltere, nerede, ne olduğunu çok iyi bilmektedir. Yahudi dünyasının orta doğudaki hayalleri de bu bağlamda İngiltere’yi ilgilendirmemektedir.
Fransa’nın Cezayir ve Tunus’u nüfuz alanına katmasının ardından, Cebel-i Lübnan ve Suriye hayalleri vardır.
İtalya’nın Tunus’u Fransa’ya kaptırmasından sonra, Libya toprakları ve onun güney kıtaları hesapları vardır.
İşte bu karmaşanın içinde, iki kuzen Rus çarı II. Nikola ve İngiltere Kralı II. Edward; 9.Haziran.1908’de Estonya’nın başkenti Reval’de (bugün Talinn) bir araya gelerek bir görüşme yapmışlardır. Çok açık bir şekilde bu görüşmenin öznesi Osmanlı topraklarıydı. Böylece Osmanlı’nın paylaşılması dosyası da resmen açılmış oldu.
Burada nelerin konuşulduğu bu gün artık ayrıntısı ile biliniyor. Ancak Osmanlı’nın başına bir birinin ardından gelen bütün felaketler; örneğin Girid’in kesin olarak Yunanistan’a verilmesi, Bulgaristan’ın bağımsızlığı, orta ve Kuzey Makedonya’nın Sırbistan ve Bulgaristan’la olan sorunları ve Bosna Hersek’in Avusturya – Macaristan tarafından ilhakı ve Osmanlı’nın uzun zamandan beri sürüncemede kalan “ ıslahatlar “ a ilişkin sorunlarının tekrar gündeme taşınması, hep burada kararlaştırıldı.
Reval görüşmesini takiben, yukarıya sıralanan bütün sorunlar birden bire gündem olup, ardından Trablus Garp ve Balkan savaşları ile Osmanlı, yeniden, ama bu defa geri dönülmesi mümkün olmayan sona doğru yönlendirildi.
Bu siteyi takip edenler hatırlayacaklardır, 20.Ekim.2021 tarihinde yayına koyulmış olan “Vambery ve Sultan Hamit II “ başlıklı yazının; Vambery tarafından tertiplenmiş olan 19. Haziran.1890 tarihli rapordan aynen aktarılan bölümünde: “ …Abdülhamid’in duruma hakim olduğu, Reşat lehine bir darbeyle bertaraf edilme ihtimali olmadığı, ancak, bu durumu yalnızca bir avrupa savaşının bozabileceğini, aksi taktirde Türkiye’nin daha uzun yıllar yaşayabileceği…” gibi değerlemelerin olduğunu ve bu konuda Vambery’nin ne kadar haklı olduğunu belirtmiştik.
Aradan yirmi küsur sene geçtikten sonra “ Reval Görüşmesi “ ile Osmanlı o eşiğe getirilmiştir.
Bu sitede yukarıda sayılı sorunların hemen Reval Görüşmesini takip eden tarihlerde nasıl teker teker ortaya çıkarıldığını ve o dönem İstanbul basınında bu olaylara karşı nasıl yorumlar yapıldığını yayınlayacağız.
Maziyi unutan toplumların başlarının beladan kurtulamayacağını; bu şekilde, bir hafıza tazelemesi yaparak; bitmiş tükenmiş, ömrünü doldurmuş ideoloji ve yönetimlerin tekrar canlandırılmasının ne gibi riskler getireceğini göstermeye çalışacağız.


0 Yorum