Ana sayfa » BÜYÜK FREDERİK’İN MÜNECCİMLERİ

BÜYÜK FREDERİK’İN MÜNECCİMLERİ

Aralık 18, 2022

m

(İşte benim üç müneccimim, başkasına sahip değilim !…)

 

BÜYÜK FEREDERİK’İN MÜNECCİMLERİ    

1768 yılında Rusya’nın Polonya’yı istila etmesi ve ardından Osmanlı Devletinin de Rusya’ya savaş açması üzerine, yaklaşık altı yıl süren ve  1774 Küçük Kaynarca antlaşmasının imzalanmasıyla sonuçlanan Osmanlı Rus savaşı, Osmanlı tarihinin o zamana kadar karşılaştığı en talihsiz toprak kayıplarına sebebiyet vermiştir. Öte yandan Rusya’nın da Balkanlar üzerindeki ve Karadeniz’deki etkinliğinin artmasına yol açmıştır.

Bu antlaşma, Tuna’nın kuzeyinin Osmanlı’nın elinden çıkmasına varacak bir çöküşün başlangıcıdır. Tıpkı 1699 Karlofça antlaşmasından sonra orta avrupanın terkedilmek zorunda kalındığı gibi….

Bu kayıplar daima militarist analizlerle irdelenmiş; ama işin bir de sosyal, kültürel yanı olduğu akla getirilmemiştir.  Her zaman, özellikle batı avrupadaki değişimleri ve gelişmeleri izlemede noksanlıklarımız oldu. Kendimize aşırı güven, bizi oralarla yabancı ve yeni teknik gelişmelerden uzak kıldı.

Bilim ve fikir aleminde ne gibi yenilikler olduğunu, teknik ilerlemelerin nerelere doğru geliştiğini hiç düşünmedik. İşi fark ettiğimiz anda, neler kaybettiğimizi gördük, ama telafi edemedik.

Aslında, Osmanlı’nın avrupa kıtasında neden daha fazla kalamadığının ardında yatan temel sebepler de burada gizlidir. Dikkat edilirse, özellikle 18. Yüzyılda yaşanan sorunlar, hep bu sınırlara civar olan yerlerde başlamıştır.

O dönemlerde, sınırların geçirgenliği ve o bölgede yaşayan Osmanlı tebasının, sınırın diğer tarafı ile kültürel, ırksal ve dinsel yakınlığı daha fazladır.

Sınırın iki yakası arasındaki kültürel farklılık Osmanlı’nın karşı tarafı etkileme gücünü zayıflatmıştır. Eski askeri gücün kalmaması, daha doğrusu, Osmanlı’nın yenilmezliği efsanesinin kaybolması, karşı tarafın cesaretini arttırmıştır.

Buralardan başlayan yangın genişleyerek, Balkanlara kadar gelmiş ve sonucunda; Osmanlı, avrupa kıtasının güney doğusuna sıkıştırılmıştır.

Şimdi burada anlatacağımız iki çok önemli olay, bu altını çizdiğimiz noktaların ne kadar önemli olduğunu belgeleyecektir:

Devir III Mustafa’nın padişah olduğu devir (1757-1774). O dönemde ufak bir krallık olan Prusya’nın avrupada yükselmesi padişahın dikkatinden kaçmamış, padişah Ahmet Resmi Efendi’yi elçi olarak Büyük Frederik’e gönderip, kendisinden; Osmanlı Devletini içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtaracak üç müneccim (yıldız falına bakan – yıldızcı –   astrolog) istemiştir[i].

Büyük Frederik’in cevabı, Osmanlı ile Prusya arasındaki farklılığı ortaya koyacak açıklıktadır:

  1. İyi bir orduya sahip olmak,
  2. Sulh zamanında da bu orduya, her zaman harbe girecek gibi eğitim vermek,
  3. Devlet hazinesini dolu tutmak.

İşte, benim üç müneccimim. Başkalarına sahip değilim. Dostumuz padişaha böylece bildiriniz [ii].

*   *   *

III Mustafa, Osmanlı’nın kötü gidişini durdurmağa çalışan iyi niyetli ve çalışkan bir padişahtır. Nitekim; Macar asıllı Fransız Baron de Tott, onun devrinde ve talimatıyla “ Mühendishane-i Bahr-i Hümayun “ un kurulması için görevlendirilmiştir.

Osmanlı ordusunda mühendis olarak çalışanlar arasında bir sınav yapılarak, bu mühendishanede eğitim alacak ve çalışacak olanların tespitine karar verilir, kalan kısmı Baron’un kaleminden aktaralım:

“ … Sınav günü toplanıldığında, sınanacak olan bilginler kadar ben de endişeliydim. Zira hem onlara galebe çalmak, hem de onları incitmemek istiyordum. Teşkil edilen kurul önünde işi fazla zorlaştırmadan soru sormaya karar verdim. İsmail Bey’in açış konuşmasından sonra söz bana bırakıldı. Mühendislere bir üçgenin üç açısının toplamının değerini sordum. Soruyu tekrar etmemi istediler; bir müddet düşündükten sonra içlerinde en cüretli olanı üç açının toplam değerinin üçgene bağlı olduğunu, her üçgen için ayrı değere sahip olacağını söyledi. Böylesine saçma bir cevap alacağımı bilseydim bu soruyu hiç sormazdım…[iii].

Baron, her şeye rağmen, elde mevcut olan malzeme ile yapılacak olanın en iyisini yapar; mühendishaneyi kurar, ki bu kuruluş zamanımızda dahi Deniz Harp Okulunun kuruluş yıldönümü olarak kutlanmaktadır, topçu okulunu kurar ve iyi eğitilmiş topçu birliklerini hazır hale getirdikten sonra ülkemizden ayrılır.

 

[i] Müneccimlik, Osmanlı sarayında önemli makamlardan biridir. Hatta birden çok müneccimin görevli olduğu bilinir. Bunlar, yıldız falına bakarak; şehzadelerin doğum tarihlerinin uğurlu olup olmadığına karar verirler, bu tarihe göre nasıl bir hayat yaşayacaklarına dair tahminde bulunurlar; eğer savaş ilan edilecekse, yine uğurlu sayılan günler beklenirdi. Ayrıca yıllık takvimin hangi günlerinin iyi, hangi günlerinin kötü olduğu önceden belirlenir, hayat bu çerçeve içinde tanzim edilmeye çalışılırdı.

[ii] Enver Ziya Karal: “ TANZİMATTAN EVVEL GARBLILAŞMA HAREKETLERİ “ , Tanzimat I, Maarif Matbaası, İstanbul 1940, s. 22.

Aynı konuda :

  1. G. Yurdaydın “DÜŞÜNCE VE BİLİM TARİHİ” , Türkiye Tarihi cilt 3. Osmanlı Devleti 1600-1908, Cem Yayınevi, İstanbul, 2000.

Ayrıca, bakınız : “ SEFARETNAME-İ AHMET RESMİ “ Matbaa-i Ebüzziya, Kostantiniye 1303.

[iii] Baron de Tott : “TÜRKLER” 18. Yüzyılda, Tercüman 1001 Temel Eser. İstanbul, s.306.

İlgili Malumatlar…

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir