Sivil memurlarımız, Haniye hükumet konağına Türk bayrağı çekerek adayı terk ettiler.
GİRİT ADASININ ELDEN ÇIKMASI 4
(Devam)
Osmanlı devleti ile büyük devletlerin sefirleri arasında sulh görüşmelerine başlanması üzerine, Osmanlı tarafı barışın sağlanabilmesi amacıyla bir takım koşullar ileri sürdü. Bunlar :
- Preveze ve Golos limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılması,
- Tesalya’da Yenişehir’i Osmanlı tarafında bırakacak şekilde sınır düzeltmesi yapılması,
- On milyon Osmanlı Lirası savaş tazminatı ödenmesi,
- Kapitülasyonların gözden geçirilmesi,
- İki taraf arasında suçluların iadesi anlaşması imzalanmasıydı [i].
Ancak gerek sefirler, gerek Yunanistan tarafından bu koşullara itirazlar yükseldi. Hem Yenişehir’i de içine alan sınır düzeltmesi, hem de On Milyon Osmanlı Lirası savaş tazminatı maddelerini kabul ettirmek mümkün olmadı.
Özellikle İngiltere Sefirinin, savaş tazminatının çok yüksek olduğunu, esasen ekonomisi fevkalade bozuk olan Yunanistan’ın bu tazminatı ödemesinin imkansız olduğunu, eğer bu tazminat Dört Milyon Lira’ya indirilirse, devletlerce kefil olunacağını söylemesi üzerine, durum Sultan Hamid’e arz edildi; Sultan Hamit : “ Yunanlılar bu parayı nereden verecek ? Madem İngilizler Dört Milyon Lira’nın tesviyesini deruhte ediyorlar, derhal kabul edip işi bitirin, rüfekanızla müzakereye hacet yok ! “ şeklinde fikrini beyan ederek, işin bir an önce bitirilmesini emretti. Barışın akdi sonrasında adı geçen meblağ defaten ödendi [ii].
Barışın imzalanmasını takiben Yunanlılar, adadaki askerlerini geri çekmek zorunda kaldılar. Bir süre adada yönetim işleri büyük devlet amiralleri tarafından yürütüldü.
Bu arada devletler tarafından, adaya yeniden yapılanma gerçekleştirilinceye kadar, geçici bir vali tayin edilmesi teklif edildi (Aralık 1897). Devletler tarafından Yunan Kralının oğlu Prens George geçici vali olarak teklif edildi. Buna Almanya ve Avusturya itiraz etti. Abdülhamit karşı teklif olarak Aleksandr Kara Todori Paşa’yı ileri sürdü.
Devletler, Kara Todori Paşa’yı kabul etmediler. Bunun üzerine vali tayini işi ileri bir tarihe ertelenerek, yönetim amirallere bırakıldı. Amiraller, adadaki asayişin sağlanması bahanesiyle adanın bütün gelirlerine el koydular. Adada mevcut Osmanlı askerlerin maaşları, ölüm korkusu ile evlerini terk ederek kalelere sığınmış olan ahalinin günlük yemekleri dahi verilemez hale geldi.
Bu durum üzerine 1897’nin Eylül ayında Kandiye’de, müslüman ahali isyan ederek maliye binasına bir baskın düzenlediler. İngiliz askerleri Müslümanlara ateş açınca, genel bir karışıklık çıktı. Durum müslümanlar ile hıristiyanlar arasında çatışmaya döndü. Her iki taraftan da ölü ve yararlılar vardı. Bu arada İngiliz askerlerinden de ölenler ve yaralananlar oldu, bir çok ev yandı. Esasen adada sayıca çok az bir miktar olan İngiliz askerleri gemilerine kaçtılar. Bu karşıklık Haniya ve Resmo’ya da sirayet etti.
Devletler Kandiye’de meydana gelen olayları bahane ederek, Osmanlı askerlerinin ve sivil memurlarının adayı terk etmesini istediler ve bir ay süre verdiler. Devletler ayrıca padişahın Girit üzerindeki mülkiyet hukukunun da korunacağını, adadaki müslüman ahalinin mal ve can emniyetlerinin kendi garantileri altında olacağını taahhüt ettiler; Osmanlı tarafının, ahalisinin çoğunlukla müslüman olduğu yerleşim merkezleri olan Haniye, Kandiye ve Resmo’da, padişah hakimiyetinin temsil edilmesi amacıyla birer ufak garnizon bırakılması talebini de geri çevirdiler.
Bunun üzerine Girit adasındaki askerlerimiz ve sivil memurlarımız, Haniye hükumet konağına bir Türk bayrağı çekerek adayı terk ettiler (14.Kasım.1898).
Osmanlı asker ve memurlarının adayı terk etmesi üzerine dört devlet, Osmanlı tarafının bütün itirazlarına rağmen, Prens George’u komiser sıfatıyla adaya gönderdi ve kendisinin yetki ve yükümlülüklerini aşağıdaki çerçeve içinde tayin ettiler:
- Prens George, Girit’e sükun ve asayişin tesisiyle muntazam bir idare kurulması için üç sene müddetle geçici olarak vali vekilliğine tayin edilmiştir.
- Devletlerin komiseri Prens George, padişahın mülkiyet hukukunu temsil eden ve Girit kalelerinden birisine çekilen Türk Bayrağını korumağa özen gösterecektir.
- Muhtelif unsurların katılımıyla kurulacak bir meclisin kararıyla bütün ahalinin can ve mal emniyetinin sağlanmasını ve bütün mezheplerin serbestçe icra olunmasını temin edecek otonomi usulünde bir idare teşkil olunacaktır.
- Girit’te asayişi temin amacıyla jandarma ve milis teşkilatı kurulacaktır.
Bu işlerin yapılabilmesi için; Girit’in gelirleri teminat gösterilmek koşuluyla imzalanacak borçlanmalar karşılığında, dört devlet birer Milyon Frank avans vermeyi taahhüt etmişlerdir.
Prens George bir müddet komiserlikte kaldıktan sonra, karşılaştığı sıkıntıları bahane ederek çekildi. Yerine yine Yunanistan’ın eski başbakanlarından olan Zaimis gönderildi. Böylece geçici idare tamamen Yunanlıların eline terk edilmiş oldu. Sonunda 1908 yılının Eylül ayında Yunanistan, Girit adasını ilhak ettiğini ilan etti. 1912 senesinde Balkan Harbi sonrasında toplanan Londra Konferansında, Girit adası devletler tarafından Yunanistan’a resmen verildi.
Onca mücadeleye ve kazanılmış bir savaşa rağmen, Girit adası sessiz sedasız Yunanlıların oldu.
[i] Salih Münir Paşa; a.g.e. s. 199.
[ii] Ali Fuat Türkgeldi; a.g.e. s. 82,83.
Ayrıca meraklıları için;
Ziya Şakir: “ Abdülhamid’in Gizli Siyaseti ve Yunan Zaferi “, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2007.


0 Yorum