Ana sayfa » İNGİLTERE’NİN İSTANBUL SEFİRİ SİR HENRY ELLİOT VE SULTAN AZİZ III

İNGİLTERE’NİN İSTANBUL SEFİRİ SİR HENRY ELLİOT VE SULTAN AZİZ III

Ağustos 16, 2021

m

(köşkler , saraylar , bahçeler inşa ve imali gibi israfat nevinden sarfiyat…)

 

İNGİLERE’NİN  İSTANBUL  SEFİRİ  SİR  HENRY  ELLİOT’UN KALEMİNDEN     

SULTAN ABDÜLAZİZ’İN SON DÖNEMİ  III

(Bölüm II’den devam)

… “ Eğer Abdülaziz’in vefat ettiği zaman olayın intihar olmayıp katil olduğuna şüphe uyandıracak bir alamet yok idiyse , üç sene sonra kurulan ve bu vesile ile bazı mühim vatanperver kimselerin kovulması ve yok edilmesi amaçlanan yalancı mahkemede göze batacak hiçbir delil ortaya koyulmadığı her kes tarafından bilinmektedir. Adı geçen kişilerin üzerlerine atılan suçlamaların hile ve hurdasız ispatı imkansız olduğundan ve eğer kanuna karşı hareket ederek tanıkları sorgulamak hakkı zanlılardan esirgenmemiş olsaydı , işbu suçlamanın yalandan ibaret olduğunun meydana çıkacağı açık bulunduğundan , kanuna aykırı hareket etmek ve yalancı tanıklar kullanmak gibi aşağılık vasıtalara baş vurularak bu şekilde zanlılar suçlu çıkarılmışlardı. İşbu mahkemenin Abdülhamit tarafından düzenlenmiş bir tuzak olduğu çoğunun malumu olup hatta zanlıların düşmanları tarafından bile itiraf edildiğinden bu konuda ayrıntıya girmeğe gerek yoktu [i]… “

…” Abdülaziz’in ölümünden üç sene sonra bir pehlivan ile bir bahçıvanın birden bire ortaya çıkıp “ Abdülazaz’i biz öldürdük “diye suçu kabul etmeleri açıklanması kolay olmayan bir iştir. Mithat Paşa ve diğer bazı “ tehlikeli “ zevatın emirleri üzerine anılan cinayeti işlediklerine dair yemin ettikleri halde hem af edilecekleri ve hem de bu konuda ödüllendirilecekleri sözü verilerek bunların bu şekilde teşvik edildikleri aşikardır.

…” Sultan Murat zayıf karakterli ve cesaretsiz bir adam olup gerçekte sonradan haddinden fazla içki içmek adetini terk eylediyse de , Abdülaziz , tahttan indirilmesinden bir ay evvel , onu çok sıkı bir kontrol altına aldırttığından öldürüleceğinden korkarak evvelkinden daha ziyade şampanya ile konyak tüketimine başlamıştı. Kendini Osmanlı tahtına çıkarmak üzere gizli olarak yapılmış olan plan sonucuna varmak üzereyken , şayet bu plan gerçekleşmediği taktirde başının uçurulacağını gayet iyi bildiğinden korku ve dehşet içinde kalarak bu hal aklına bir dereceye kadar zayıflık getirmiş ve Sultan Aziz’in intihar ettiği haberi fikrini bütün bütün sarsarak onun ümitsiz bir halde bunalıma girmesine sebep olup özgürlükçü taraftarlarının partisinin düşündüğü tedbirlerin gerçekleştirilmesini de imkansız bırakmıştı… “

… “ Akıl ve hayale gelmez olaylar bir birinin ardından meydana geldi ise de bunlar henüz nihayete ermeyip Abdülaziz’in vefatından on gün sonra , sağlanmış olan sükunet , bakanlar kurulunu teşkil eden kimselerin bazılarının öldürüldüğü ve bazılarının da yaralandığı haberi ile tekrar alt üst edilmiş ve hatta sefaret çalışanlarından biri rengi sararmış ve çenesi tutuk bir halde ve sabah karanlığında yatak odama gelerek nasıl hareket edeceğimi ve kendimi tehlikelerden korumak üzere sefaret gemisine gidip gitmeyeceğimi sordu. Fakat az bir müddet içinde heyecanı gerektirecek her hangi bir sebep olmadığını işlenen cinayetin planlı ve anlaşmalı bir olay olmayıp Çerkes Hasan isimli yalnız bir kişinin işi olduğu anlaşılarak asayiş yeniden sağlandı… “

… “Islahat taraftarlarının bütün ümitleri Mithat Paşa’da olduğundan eğer öldürülen zat Hüseyin Avni olmayıp Mithat Paşa olsaydı , o zaman durum bütün bütün başka bir renk alırdı. Aslında Hüseyin Avni Abdülaziz’in tahttan indirilmesi hususunda çok önemli bir hizmette bulundu ise de kalben özgürlükçü bir sistemi sevenlerden olmayıp Harbiye Nezaretinin (Milli Savunma Bakanlığının) başında olduğu sürece tavır ve hareketleriyle kurulması düşünülen Mebuslar Meclisini destekleyeceği pek belli olmadığından onunla Mithat Paşa arasında bir fikir ayrılığı oluşacağı düşünülünce Hüseyin Avni’nin vefatı bir çok kişilerce yerinde kabul edildi… “

… “ İlanı büyük bir heyecanla beklenen Kanun-u Esasi’ye (Anayasa’ya) dair  hiçbir emare görülmediğinden ahali gün be gün sabırsızlık göstermeye başlayıp aslında bu gecikmenin padişahın keyifsizliğinden kaynaklandığı beyan ve ifade edilmiş ise de hastalığın ne olduğu büyük bir titizlikle gizlenip hatta ben bile işin gerçek durumunu epeyce bir müddet geçtikten sonra öğrenebilmiştim. Sadrazam Mehmet Rüştü Paşa durumu bildiğimi sezip işin doğrusunu benden saklamaktan bir fayda hasıl olmayacağını görünce gerçek durumu itiraf ederek vaziyetin ne derece nazik ve zor olduğundan bahsetmişti…”

… “ Hekimler , Sultan Murad’ın içine düştüğü bunalımın ümitsiz bir halde olduğuna dair kesin bir tanıda bulunmamış olduklarından Mehmet Rüştü Paşa kestirme bir yol tutulmasını istemeyip Mithat ise tam tersine hükumetin  padişahın rahatsızlığını ahaliden gizlemeye devam ettiğinden dolayı aşırı bir sorumluluk altına girdiği fikrinde olup , en doğru yolun bir genel meclis kurularak durumun bu meclisin değerlemesine arz edilmesini bu meclisin vereceği karara göre hareket etmek olduğunu ileri sürmüş ve o zaman aramızda geçen bir konuşmada hiçbir şey yapılmaksızın zaman kaybına uğranıldığını ve ahaliye ve avrupaya yeni dönemin başladığını kanıtlamak lazım geldiğini büyük bir ümitsizlikle dile getirerek Mehmet Rüştü Paşa’nın tuttuğu yolu beğenmediğini söylemişti. Zaten genel meclis hükumet idaresinde esaslı bir değişikliğe gidilmesi gerektiğine dair karar vermiş olduğundan , “ Anayasa “ nın hazırlanması maddesinin dahi yine aynı meclis tarafından halledilmesi Mithat tarafından ileri sürülüp onun bu yolu tercih etmesi ise Abdülhamid’in tavır ve düşüncesinin henüz tam olarak bilinmemesinden  ve Osmanlı tahtına çıktığı zaman Anayasa usulünü kabul edip etmeyeceğinin belirsizliğinden ileri gelmişti…”

…” Mithat Paşa’nın tuttuğu yola karşı sadrazam Mehmet Rüştü Paşa tarafından yapılan itirazların akla uygun olduğu inkar edilemez olup onun fikrine göre kurulması kararlaştırılmış olan anayasal düzenden amaç padişahın sahip olduğu yetkilerin bazısını kaldırmak ise de bir padişah terk ve vaz geçtiği yetkilerinin ne olduğunu anlayacak durumda değilken bunların yalnızca bir genel meclis tarafından halledilmesi doğru olmayıp “ Mebuslar Meclisi “ kurulması fikrine karşı olanlarca yasallığının tartışmaya açılacağından Mithat Paşa’nın teklif  eylediği çözümü kabul etmek istememişti.  Aslında Mehmet Rüştü Paşa’nın bu konuda tereddüdü doğal ise de işin sürüncemeye terk edilerek zaman kaybedileceğine Mithat Paşa’nın teklif eylediği cesaretli yol seçilseydi bir olasılığa göre hem daha iyi hem de daha sağlam bir politika izlenmiş olurdu. Fakat Mehmet Rüştü Paşa bu türden hassas ve sorunlu işleri derhal çözmeye uygun bir yaradılışta olmadığından hiçbir şey yapılmaksızın bir ay daha geçirerek hatta zorunlu bir önlem gerekmesine rağmen sorumluluk almak istememesi yüzünden işin bir kısmının çözümünü benim üstüme atmak için Mithat Paşa’yı yönlendirmişti…”

…” Rüştü Paşa Ağustos’un 25 nci günü padişahın tahttan indirilip indirilmemesine dair fikrimi almak üzere Tarabya’ya gelip Viyana’dan celb olunan meşhur doktor “ Leidersdorf “ un [ii] tanısınca Sultan Murad’ın iyileşip iyileşmeyeceğinin ancak birkaç ay sonra anlaşılabileceğini bu müddet içinde padişahın odadan dışarıya çıkarılmamasını tavsiye eylemiş ise de Şeker Bayramı yaklaştığından , padişahın bayramda ahalinin karşısına çıkması gerektiğini ancak bu durumun doktor tarafından düzenlenen tedavi programına uymadığını ve öbür taraftan ise şayet Sultan Murat iyileşerek , geçici bir rahatsızlık zamanında kendini bir tarafa atılmış bulur ise büyük bir üzüntüye kapılacağını söyleyerek bu konuda fikrimi sorduğunda cevaben : “ Bu derece nazik bir konu hakkında İngiliz Sefiri tarafından kesin bir fikir beyanının beklenemeyeceğinin açık olduğunu ve işbu meselede hatırdan çıkarılmaması gereken şeylerden ilkinin vatanın iyiliğini gözetmek ikincisinin de hükümdara hizmet etmek olup bunların her ikisinin gerektiği gibi yapılmasına emek ve özen göstermek bir borç ise de vatanın iyilik ve mutluluğu hükümdarın rahatsızlığından dolayı tehlikeye düştüğü taktirde işbu tehlikenin bertaraf edilmesi için her türlü özveriye girişilmesinin iyi ve tedbirli bir davranış olacağını beyan ve ifade etmiştim.

(Devam Edecek)

 

[i] Bu konuda bakınız : Ord Prof Dr İsmail Hakkı Uzunçarşılı : “ Mithat Paşa ve Yıldız Mahkemesi “  Türk Tarih Kurumu Yayınları 2000.

  1. Selim Kocahanoğlu : Mirat-ı Hayret Mithat Paşa’nın Hatıraları 2 Temel Yayınları İstanbul 1997 s.211 v.d.

[ii] Dr Leidesdorf’un Sultan Murat ile ilgili tedavi sürecine ait bütün belgeler yayınlanmıştır.

Bakınız : BELLETEN Cilt X Sayı 38 Nisan 1946  S.317  v.d.

Ord. Prof.Dr. İsmail Hakkı Uzunçarşılı  “ BEŞİNCİ SULTAN MURAD’IN TEDAVİSİNE VE ÖLÜMÜNE AİT RAPOR VE MEKTUPLAR “

İlgili Malumatlar…

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir