Ana sayfa » MİTHAT PAŞA – TUNUS TAKASI

MİTHAT PAŞA – TUNUS TAKASI

Mart 17, 2023

m

Ver paşayı, al Tunus’u ! Üstelik bedava !

 MİTHAT PAŞA – TUNUS  TAKASI

Sultan Abdülhamit, Beşinci Murat’ın rahatsızlığı ve devlet işleri ile meşgul olamayacağı anlaşılınca, Mithat Paşa ile bir dizi görüşme yapmış ve Anayasa’nın (Kanun-u Esasi) çıkarılması ve meşruti idarenin kurulması taahhüdü vererek, tahta çıkmayı kabul etmişti. Bu konuda, bu sitede, bir kısım bilgi kısaca 22.Temmuz.2022 tarihinde “ Sultan 5. Murat’tan Sultan II. Abdülhamid’e Mektup “ başlıklı yazıda verilmişti.

Sultan II Abdülhamit, tahta çıktıktan sonra, meşruti idarenin kurulması amacıyla Anayasa’nın ilanına izin vermiş (23.Aralık.1876); sonra ilan edilen anayasanın kendisine vermiş olduğu yetkiyi kullanıp, ilk işlerden birisi olarak, Mithat Paşa’yı avrupaya sürgüne göndermişti (5.Şubat.1877).

Avrupada yaklaşık 20 ay sürgünde kalan Mithat Paşa’nın aff-ı şahaneye mazhar olduğu 28.Eylül.1878 tarihinde ilan edilerek, Girit adasında ikametine izin verildi ve 24.Kasım.1878 tarihinde Suriye valiliğine tayini çıktı. Paşa bilahare 5.Ağustos.1880 tarihinde de Aydın valiliğine tayin olundu.

Bu arada 12. Mayıs.1881 tarihinde Fransa Tunus’u ilhak ettiğini açıkladı [i].

Mithat Paşa 17.Mayıs.1881 tarihine kadar Aydın valiliği görevini yürüttü ve bu tarihte azledildiği konusunda irade-i seniye yayınlandı.

16.Mayıs’ı 17 Mayıs’a bağlayan gece üç tabur asker tarafından, vilayetin bitişiğindeki vali konağının etrafı sarılarak; Sultan Abdülaziz’in hal’i ve katline iştirak suçundan paşanın tutuklanması amacıyla bir operasyon başlatıldı. Durumu fark eden Paşa, hayati endişeye kapılmış ve konağın arka kapısından çıkıp, bir kira arabasına binerek Fransız konsolosluğuna sığınmıştır.

Fransız konsolosluğu, gece yarısından sonra beklenmeyen bir misafir olarak  gelen ve önemli bir konuk olan paşayı kabul edip; İzmir’deki büyük devletlerin konsoloslarını da bilgilendirerek, hepsini Fransa konsoloshanesine davet etmiştir. Bu şekilde paşa bütün büyük devletlerden koruma talep eder duruma gelmiştir.

17.Mayıs sabahından itibaren Fransa’nın İzmir Konsoloshanesi ile Fransa Dış İşleri Bakanlığı ve İstanbul Sefarethanesi arasında ciddi bir telgraf trafiği başlamıştır.

İzmir Konsolosu, Mithat Paşa’nın uyguladığı politikalar itibariyle Fransa’ya çok yakın düşünülmeyen Mithat Paşa’nın sığınma talebinin uygun olmayabileceği şerhi ile bakanlıktan talimat beklediğini bildirmiştir [ii].

Fransa konsoloshanesinde toplanan diğer devletlerin konsolosları da kendi aralarında toplanarak, paşanın talep ettiği koruma hakkında bağlı oldukları devletlerden talimat talep edeceklerini ve bu emirlerin beklenmesi gerektiğini kararlaştırdılar [iii].

18.Mayıs sabah saat 11.30 da Fransa Dış İşleri Bakanlığından İstanbul Sefarethanesine gönderilen bir telgraf talimatında, diğer devletlerden her hangi birinin paşaya koruma sağlayacağı garantisi verilirse, paşanın bu devlet konsoloshanesine nakli konusunda anlaşılması tavsiyesi mevcuttur [iv].

Akabinde 18.Mayıs saat 12.30’da Fransa Dış İşleri Bakanlığı, İstanbul Sefaretine, Mithat Paşa’nın Fransa Konsolosluğunda kalamayacağının bildirilmesi talimatını içeren bir telgraf daha göndermiştir [v].

Aynı gün Fransa’nın İstanbul Sefarethanesinden saat 12.45’de Dış İşleri Bakanlığına çekilen telgrafta, padişahın yaverlerinden birini sefarete gönderdiğini ve kısaca :

…” Sarayın yakınlarından biri de bu sabah beni görmeye geldi. Yetkili olduğuna inandığım konuşmalarına göre, sultanın Tunus meselesinde Fransa’yı şiddetle protesto edişi, ancak müslümanlar arasındaki sorumluluğunu ve şu sırada Mekke ve Trablusgarp’ta pek ihlal edilmiş bulunan halifelik itibarını korumak içinmiş. Aslında Tunus meselesinde ucuza anlaşacakmış . Meselenin başında, sultanın müşavirlerinden biri de bunu bana söylemişti.

Daha dün, Tunus meselesinin aramızda geçici bir bulut olduğunu sultan bana dolaylı şekilde bildirdi…” [vi]

yazılıdır.

Görüldüğü üzere, Mithat Paşa daha İzmir konsoloshanesindeyken, Tunus meselesinin; Osmanlı devleti ile Fransa arasında geçici bir bulut olduğu ve ucuza anlaşılabileceği gibi, diplomaside pek de alışılmamış deyimlerle bu işin üzerine gidilmeyeceği Fransa’ya dolaylı bir şekilde duyurulmuş, bilahare bu sorun Osmanlı devleti tarafından gündem olmaktan çıkarılmıştır.

Yani ver paşayı, al Tunus’u [vii].

18.Mayıs günü, İstanbul’dan Adliye Nazırı  Cevdet Paşa tarafından İzmir vali vekili Hilmi Paşa’ya, Mithat Paşa’ya tebliğ edilmesi talimatıyla bir telgraf gönderilmiştir [viii]:

Mithat Paşa’ya tebliğ olunmak üzere,

İzmir Vali Vekilliği’ne

İzmir’de Fransız devleti konsoloshanesine firar eyledikleri hakkında iş’ar-ı resmi vuku’ bulmamış (resmen bildirilmemiş) olsaydı, kat’iyen itimad olunmaz idi. Hususiyle “ İstanbul’a gitmekten çekinmem. Lakin bir ecnebi sancağı olarak giderim “ yollu ifade-i devletleri mevsukan (belgeli bir şekilde) izhar edilmese idi, inanılmaz idi. Adaletle idare olunan milel-i mütemeddine (medeni milletlerin) memurları ahval-i zatiyeden dolayı maznun-ül-aleyh bulunan (kişisel hallerden dolayı suçlanan) zatı sahabet etmeyecekleri bedihidir (korumayacakları açıktır). Mahkemelerimizin enzar-ı yar ü ağyarda (dost ve düşmanlarımızın nazarında) ne mertebe emniyet-bahş (güvenilir) olduğu beyana muhtaç değildir. Mahkemeye karar verildiği halde kavanin-i adliyeye tevfikan aleni mahkeme (adliye kanunların uygun olarak açık bir şekilde) icrası tabi’i olmasıyla beraber mahkemenin iktisap edeceği netice müdafaa-i devletlerine (mahkeme kararı sizin savunmalarınıza) göre olur. Kaldı ki lutf-u merhamet-i seniyye-i cenab-ı padişahi arasından olmak üzere (padişahımızın yüksek lutuf ve merhametlerinden olmak üzere) bir suret-i mahsusa-i ihtiramiyyede emr-i isticvaplarının orada icrası zımnında bir heyet-i istintakiye ile bizzat İzmir’e azimet eylemek üzere bulunduğum halde (özel olarak sorgularınızın orada yapılması bağlamında bir sorgu heyetiyle İzmir’e hareket etmek üzere bulunduğum sırada) şu suretle vuku’a gelen hareket-i devletlerinin işitilmesi hal ü şan ü samilerine ve inkıyada mecbur olduğumuz kanun-u adalete bi’l-vücuh  mugayir görülmüştür (takınmış olduğunuz bu tavrınız, yüksek vasıflarınıza ve uymak zorunda olduğumuz adalet yasalarına açıkça aykırı görülmüştür). Binaenaleyh (bundan dolayı) tekellüfata hacet kalmaksızın (protokole gerek kalmadan) hemen daire-i kanuna avdetle zabıta-i adliyeye teslim olmalarını ihtar ve cevap-name-i telgrafilerine intizar ederim. Fi 5 Mayıs sene 97  

Bu telgraf üzerine paşa, 18.Mayıs tarihinde vali vekili  Hilmi Paşa’ya teslim olmuş ve vilayete götürülmüştür. 20.Mayıs’ta Cevdet Paşa İzmir’e gelmiş ve 21 Mayıs günü İzmir’den İstanbul’a hareket edilmiştir.  Bu yolculuk sırasında paşanın sorgusuna başlanmıştır.

Mithat Paşa İstanbul’da Yıldız Sarayında kurulan mahkeme önünde yargılanmış (Çadır köşkünde), Damat Mahmut Celalettin Paşa ile önce idama mahkum edilmiş, ardından affı şahaneye mazhar olarak, Taif’e sürgün olarak gönderilmiştir. Paşalar 7.Mayıs.1884’ü 8.Mayıs’a bağlayan gece yarısından sonra Taif’te boğularak öldürülmüşlerdir [ix].

Bu olay Osmanlı tarihinin üzücü bir sayfasıdır. Abdülhamit, Mithat Paşa’yı daima kendisine bir rakip olarak görmüştü. Bunda paşanın da hatasız olduğu söylenemez ama başta Cevdet Paşa olmak üzere, bir dizi saray mensubunun katkısının olduğu bilinmektedir.

Abdülhamit bu cinayeti hiçbir zaman kabul etmemiş, hayatta olduğu müddetçe bu konu ile ilgisi olmadığını ifade etmekten de kaçınmamıştır. Ancak göstergeler, bunun aksini kanıtlar şekildedir.

Bizim burada ortaya koymak istediğimiz husus, Tunus gibi çok önemli bir bölgenin, bu şekilde terkedilmesi keyfiyetidir. Esasen Osmanlı’nın giden Tunus için mücadele edecek gücü de yoktur. Buna bir bahane uydurmak zorundadır ve bu vesile ile Mithat Paşa’dan kurtulunmuştur.

Osmanlı topraklarının  nasıl ve hangi bedellerle nerelere dağıtıldığına dair bir dizi çalışma zaman zaman bu sitede yer almaya devam edecektir.

 

[i] Tunus, sadece Fransızlar tarafından değil, aynı zamanda İtalyanlar tarafından da ele geçirilmek isteniyordu. İngiltere, Fransa’nın Mısır’dan uzak durması amacıyla Fransa’ya Tunus’u teklif ederek, Fransızları Mısır’dan uzaklaştırmak düşüncesindeydi. Bismarck’ta Fransa’yı Alsace-Lauren sorunundan dolayı avrupa dışına yönlendirmek düşüncesiyle Tunus’a yönlendirdi. 12.Mayıs.1881 tarihinde Fransa bir sınır ihtilafını bahane ederek Tunus’a girdi ve Tunus Bey’i Mahmut Sadık ile Bardo anlaşması imzalandı ve Tunus Osmanlı idaresinden çıktı.

İşte tam bu günlerde Mithat Paşa’nın Fransa’nın İzmir konsolosluğuna sığınması olayı ortaya çıktı.

[ii] Şimşir Bilal N. : MİTHAT PAŞA’NIN SONU , Bilgi Yayınları, Ankara 2020, sayfa 69 Belge No.1

[iii] Şimşir Bilal N. : a.g.e, s. 72, Belge 4,

[iv] Şimşir Bilal N. : a.g.e. s. 74, Belge 6

[v] Şimşir Bilal N. : a.g.e. s. 75, Belge 7

[vi] Şimşir Bilal N.  : a.g.e. s. 78, Belge 10

[vii] Şimşir Bilal N. : a.g.e. s. 47’de 1966 yılının Ekim ayında yapılan bir bilimsel toplantıda Şam Üniversitesi Tarih bölümü hocalarından Dr. Muhammet Hayr Faris’in Tunus’un Mithat Paşa’ya karşılık peşkeş çekildiğini bütün Tunus tarihçilerinin bildiğini, hatta Türklere karşı Tunusluların kırgınlıklarının tek sebebinin bu husus olduğunu söylediğini yazmaktadır.

Bu konuda Tunus arşivlerinin araştırılması gerektiğini düşünüyoruz.

[viii] Ahmet Cevdet Paşa : TEZAKİR, TTK, ANKARA, 1991, Cilt 4, s.210 v.d.

[ix] Mithat Paşa ile Damat Mahmut Celalettin Paşa’nın yargılanması ve öldürülmeleri ile ilgili çok boyutlu çalışmalar yapılmıştır. Bu konuyla ilgilenen okuyucular için tavsiye olunur :

Mithat Paşa : Tabsıra-i İbret, Temel Yayınları İstanbul 1997.

Mithat Paşa : Mir’at-ı Hayret, Temel Yayınları, İstanbul 1997.

Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI : Mithat Paşa ve Yıldız Mahkemesi. Türk Tarih Kurumu, Ankara 1967.

Ord. Prof. Dr. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI : Mithat ve Rüstü Paşa’ların tevkiflerine dair Vesikalar, TTK, Ankara 1946

Ord.Prof.Dr. İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI : Mithat Paşa ve Taif Mahkumları, TTK, Ankara 1950.

 

İlgili Malumatlar…

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir