Ana sayfa » VAMBERY VE SULTAN ABDÜLHAMİT

VAMBERY VE SULTAN ABDÜLHAMİT

Eylül 30, 2021

m

     (Sultan Hamit doğrudan : “ İngiliz ajanı olup olmadığını sorar “)

                      VAMBERY VE SULTAN ABDÜLHAMİD

Yahudi asıllı Macar doğu bilimcisi Profesör Arminius Hermann Vambery 19. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı tarihinin önemli bir figürüdür. Sahte derviş,  casus, her kalıba sığan bir zeka ve muhakkak üstün bir kabiliyet !.. Ondan fazla yabancı dile hakimiyet ve İstanbul’daki adıyla “ Peşte’li Reşid Efendi “ !..

Vambery Macaristan’da sıkıntılar içinde geçen çocukluk ve gençlik yıllarından sonra, Viyana’da “ Büyük Osmanlı Tarihi “ nin yazarı Joseph von Hammer Purgstall’ın yol göstermesi ile 1857 yılında İstanbul’a geldi. Burada çeşitli işlerde, , vakit geçirdikten sonra (örneğin kahvehanelerde meddahlık [i] yapmak, paşa konaklarında paşazadelere yabancı dil dersleri vermek [ii] gibi), Sultan Abdülmecid döneminde yolu saraya düşen, sarayda sultanlara ve şehzadelere Fransızca ders veren, bir ara hariciye tercüme odasında çalışan ve daha sonra 1861 yılında tekrar Macaristan’a dönen ve buradan da araştırmalarda bulunmak üzere Orta Asya Türk dünyasına giden bir garip zat !..

İstanbul’da bulunduğu dönemde Abdülmecid’in büyük kızı Fatma Sultan’a ders verdiği sırada, şehzade Abdülhamid Efendi de bu derslere iştirak etmiştir. Vambery ile Sultan Abdülhamid’in ilk tanışıklıkları bu şekilde öğretmen öğrenci ilişkisi şeklinde başlamıştır. Vambery o dönem itibariyle Abdülhamid’i  sessiz, sakin derslerinde dikkatli ve kendisi ile ilgilenen harem ağasından başka kimseyle konuşmayan birisi olarak tanımlamaktadır [iii].

İstanbul’da namı  yayılan Vambery, bu arada bazı İngiliz gazetelerinin İstanbul muhabirliğine soyunmuş, onlara buradan haberler geçmeye başlamıştır. Şöhreti arttıkça talipleri de artan Vambery’nin bu arada İngiliz gizli servisi ile tanışıklığı  olduğu düşünülebilir. Ama asıl işbirliği Orta Asya seyahatine rastlamaktadır.

Vambery Orta Asya’dan dönüşünü takiben, tarihi tam olarak bilinmemekle beraber, 1880’li yılların başında, bir vesile ile İstanbul’a saraya davet edilir. Sarayda bu eski tanışıklık ortaya çıkar ve Sultan Abdülhamid tarafından kendisine büyük iltifat gösterilir.  O kadar ki, Vambery, Sultan Abdülhamit gibi vesveseli, kimseye güven duymayan bir padişahın, sarayda baş başa görüştüğü, hatta sofrasını paylaştığı ender yabancı dostu olma sıfatını kazanır [iv]. Vambery bu birlikteliğin ardından İngiliz Başbakanı Lord Salisbury tarafından Londra’da ağırlanır ve kendisine İstanbul ve Sultan Abdülhamid ile ilgili istihbarat görevi verilir.

1880’li yılların sonuna doğru Vambery’nin bu görevi başlar. 1889 yılının Temmuz ayında Yıldız Sarayında ilk olarak bu amaçla bir araya gelindiğinde, Sultan Hamid kendisinden şüphelenir ve doğrudan  “ İngiliz ajanı olup olmadığını “ sorar. Vambery İngiliz ajanı olmadığını , sadece sevdiği iki dostunun aralarındaki soğukluğu gidermek amacı ve kendi arzusu ile İstanbul’a geldiğini söyler.

Bu sırada Abdülhamit kesin bir tarafsızlık siyaseti uygulamağa çalışmaktadır. Bir tarafta İngiltere, diğer tarafta Rusya, Almanya, Avusturya ve İtalya; ortada Bosna Hersek’ten başlayarak Karadağ ve Sırbistan’dan bütün balkanlara yayılmış sıkıntılar yumağı ve Berlin anlaşmasının uygulamalarının yarattığı sorunlar vardır. Bulgaristan özerk yönetim olmuş, doğu Rumeli belirsizlik içinde, Girit kaynıyor ve Mısır İngiliz işgali altındadır, içerİde de bitmeyen Ermeni sorunu vardır. Mısır’a Osmanlı askeri gidecek mi, gitmeyecek mi, İngiliz askerleri Mısır’ı ne zaman terk edecek soruları çözümsüz olarak ortadadır.

Bu sorunlar o kadar boyutludur ki, çözümleri Osmanlı devletinin gücünün çok ötesine geçmiştir. Aslında Osmanlı ülkesi parçalanmaktadır ve bu topraklardan çıkar bekleyen devletler meselede taraf olmanın gayreti içindedirler.

Bu arada bir ayrıntının okuyucuların gözünden kaçmasına engel olmak düşüncesiyle hatırlatılması gerekmektedir. Bu devir, bu sitede mevcut olan ve Sadrazam Kamil Paşa’nın Sultan Abdülhamid’e yazmış olduğu 24 Mayıs 1887 tarihli arizada; İngiltere sefirinin, Kamil Paşa’ya   : “ … Osmanlı ülkesi parçalanacak olur ise İngiltere devleti payını almalıdır … “   şeklinde dile getirdiği niyetlerin en hararetli olduğu bir devirdir. Hiç şüphesiz İngiltere’nin kastettiği pay, ilk aşamada Hindistan yolunun kontrolünü güvence altına alan Mısır ve Kıbrıs’tır. Esasında İngiltere fiilen bu amacına ulaşmıştır, ama duruma göre daha fazlası neden olmasın !… Fakat Rusya’nın “sıcak sulara” duyduğu özlem de İngiltere’yi rahatsız etmektedir.

Nitekim İngiltere Dış İşleri Bakanlığı 1895 yılında , Osmanlı İmparatorluğu’nun taksiminde, Mısır’ın güvende olduğu müddetçe, Rusya’nın İstanbul’u almasına karşı çıkmayacağını açıklamıştır [v].

İşte tam sırada Vambery ortadadır ve İngiltere ile Osmanlı devletinin arasını düzelterek yanlış anlamaları bertaraf etmek amacında olduğunu söylüyor, Abdülhamid de önüne gelen bu fırsatı kaçırmamak niyetindedir.

VAMBERY’NİN ABDÜLHAMİD HAKKINDA YAZDIKLARI

Vambery yakın çalışmaları esnasında Abdülhamid’in kişisel özelliklerini tanımış ve hakkında oldukça önemli analizlerde bulunmuştur. Bu konuda :

“ … kendisinin entrika çevirmekteki ustalığına olan inancı dolayısıyla sorunlardan hiç de kaçmadığı bir gerçektir…”

“….. şarklı düşünce tarzı dolayısıyla gizli ve dolambaçlı işlere , entrikalara yatkın olduğu hatırlanmalıdır…. [vi]

“…. Tahta çıktığı ve veliahtlığındaki kuşku nedenleri ortadan kalktığı halde halen iktidardan düşme korkusu ile yaşayan padişah, herkesten kuşku duymakta, bu kuşkusu ve aşırı vehmi onu olaylar karşısında kararsızlığa sevk etmektedir..[vii]

Kişisel özelliklerinin yanında eğitim durumu hakkında da Vambery’nin yazdıkları aşağıdaki gibidir :

“… şark usulü eğitimi mükemmel olmaktan uzaktır. Anadilini çok iyi konuşmakla birlikte, Türkçesi halk diline yakın olup , Osmanlıcanın inceliklerinden yoksundur. Milletinin tarihini , her kültürlü Müslümanın bilmesi gereken dini edebiyatı da pek fazla bildiği söylenemez…[viii]

Vambery’nin eğitim konusunda yapmış olduğu analizler, Abdülhamid’in kendisi tarafından yazdırılmış olan  hatıralarında çizmiş olduğu tabloya uymaktadır :

“…Ben saltanatta iken muntazam tahsil ve tetebbu’a (incelemeye) vakit bulamıyordum. Şehzadeliğim de büyük biraderim gibi kayıtsızlıklar içinde geçti…[ix]

“… Ben Selanik’e gittikten ve hal ve tahavvülün icap ettiği fütur (yer değişikliğinin verdiği korku) iki üç ay zarfında zail olduktan (geçtikten) sonra muntazam tahsil etmeye başladım. Edebiyat ile tarih en sevdiğim şu’bat-ı marifettendir (alanlardandır)….. İşte bu gün leh-ül-hamd (Allah’a şükür) fikrimi oldukça düzgün bir üslup ile ifade edebiliyorum. Fransızca’dan kulak dolgunluğuyla bir çok kelime bilirdim. Selanik’in uzun günlerinde bu lisanı muntazaman tahsile çalıştım. Şimdi okuduğum gazeteleri kamusun muavenetiyle (sözlüğün yardımıyla) fakat suhuletle (kolaylıkla) anlıyorum…Ah ! Beni edebiyata düşman zan ve böyle ilan ederlerdi. Hayır ! Ben edebiyata değil, edepsizliğin ve üdebanın (yazarların) değil , edepsizlerin düşmanıydım…[x] “  

Devam edecek

 

[i] Mim Kemal Öke, Saraydaki Casus ; İrfan Yayıncılık İstanbul 2019, s. 15.

Vambery’ye bu arada “Peşte’li Reşid Efendi” ismini Hüseyin Daim Paşa vermiştir  s16.

[ii] Öke; a.g.e. sayfa 16 .

Cemal Kutay; Sahte Derviş; Show Kitap İstanbul 1998 , s.9 .

Kutay’ın bu kitabı aslında, Vambery tarafından yazılmış ve Türkçe’ye “Bir Sahte Dervişin Asyayı Vustada    Seyahati” isimiyle aktarılmış kitabın özetidir. Vakit Matbaası, 1290 Dersaadet.

[iii] Joan Haslip; II. Abdülhamid ; Fener Yayınları İstanbul 1998 , s. 51,52.

[iv]Öke ; A.g.e. s.49.

Abdülhamid bu arada Vambery’ye sarayda iki oda hazırlattığını ve Vambery’nin sarayda kalmasını, gerektiği  zaman kendisine danışmak istediğini dahi söyler.

[v] Öke a.g.e. s. 244

[vi] Öke a.g.e. s.52

[vii] Öke a.g.e. s.52

[viii] Öke a.g.e. s.53

[ix] Vedat Örfi ; Hatırat-ı Sultan Abdülhamid-i Sani , Utarid , Cihan Kitaphanesi 1324-1340 İstanbul , s. 9

[x] Vedat Örfi : a.g.e. s 10

İlgili Malumatlar…

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir